(Eral Aytemiz/EGE MECLİSİ)-Buca, Yeşildere yolu üzerindeki Atatürk Mask’ı, Buca’daki Bülent Ecevit heykeli, İnciraltı’ndaki Bağımsız Yargı ve Danıştay Anıtı, Narlıdere’deki Aşık Mahsuni Şerif ve Narkız, Karabağlar’daki Atatürk, Üçyol’daki Metin Oktay, Karşıyaka’daki Bir Baba Hindi Mustafa heykeli başta olmak üzere İzmir’deki bir çok eserin yaratıcısı Harun Atalayman ile pandemide heykelciliği konuştuk. İşte Harun Atalayman ile gerçekleştirdiğimiz röportajdan öne çıkan kısımlar… 

Heykelcilik pandemiden nasıl etkilendi? 

(Harun Atalayman)-Pandemi, sanat sektörünü de kötü etkiledi. Diğer sanat dallarına oranla heykelciliği daha az etkiledi tabi ancak yine de örnek vermek gerekirse; heykelcilik sektöründe pandemi sonrasında çok artan bir takım malzeme ve hammadde maliyetleri bizlere yansıdı. Çünkü heykel uzun süren bir iş, fiyatta anlaşıp heykele başlıyorsunuz ancak zaman içerisinde artan malzeme ve hammadde maliyetini anlaştığınız fiyata ekleyemiyorsunuz. Fakat diğer sektörlerle kıyasladığımızda tabii ki de bizlerin çok etkilendiğini söylememiz doğru olmaz, çalışmalarımız devam etti. Çalışan herkes gibi belirsiz bir durumun içerisinde olmak, iş yaşamında da önünüzü görmenizi etkiliyor. Daha tedbirli davranmaya çalışıyorsunuz. 

Kentte yaşanan heykel tahribatı ile ilgili neler söyleyebilirsiniz? 

(Harun Atalayman)-Heykellerde genellikle polyester tercih edildiği için belirli sürelerde tamirat istiyorlar ne yazık ki ancak bronz tercih edilse bu şekilde olmaz. Çünkü bronz heykellerin başlarda maliyeti daha fazla ancak ömrü sonsuzdur ve tamirat gerektirmez. Polyester olunca maalesef heykeller vandalların kurbanı olabiliyor ve belirli dönemlerde heykelleri yerinde tazelemek gerekiyor. Bu aslında daha büyük bir masraf ancak genellikle polyester tercih ediliyor. 

HARUN ATALAYMAN HAKKINDA

(Harun Atalayman)-9 Aralık 1977 Kayseri doğumluyum. İzmirliyim ama asker çocuğu olduğum için bir çok il gezdik. Atatürk Lisesi ve ardından 9 Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi heykel Bölümü mezunuyum. Resim öğretmenim resim becerimin farkındaydı ve güzel sanatlara gitmem gerektiği konusunda beni yönlendirdi. Grafik , resim ve heykel bölümlerinin sınavlarına girdim, aralarından heykeli tercih ettim. 3’üncü sınıftayken 4 arkadaş harçlıklarımızla küçük bir atölye kurduk. Hikayem orada başladı. İlk çamurumu orada kazandım. Sonrasında hep farklı bölgelerde zaten hep bir atölyem oldu. Evliyim, 1 çocuk babasıyım. Bir süre İstanbul’da yaşadık ancak sonra tekrar İzmir’e döndük.