Kazanabilecek adayı belirleme yöntemleri

Aday belirlemenin zorluğu ortada. Altılı masada adayda uzlaşamayıp tıkanırsa, tüm partililerin katıldığı bir ön seçimle adayını belirlemek ister mi acaba? Daha yakın zamanda İngiltere’de Muhafazakar Parti kademeli bir önseçimle adayları yarıştırarak başbakan seçti. Benzer bir şeyi altılı masadaki liderler tıkanma anında deneseler iyi bir demokrasi dersi olmaz mı?

POLİTİKA 02.10.2022, 22:05 03.10.2022, 08:15 Üzeyir Sever
Kazanabilecek adayı belirleme yöntemleri

Yakın dönem Türkiye tarihine baktığımızda siyasal çatışmaların ağır bastığı görülmektedir. Partilerin bir araya gelip iktidar karşısında işbirliği yaparak, ortak adaylarla seçimlere girdikleri pek görülmez. Zaten iktidarlar da böyle bir birleşik cepheyi karşılarında görmek istemez. Örneğin 1957 seçimleri öncesinde DP, muhalefet partilerinin kendi karşısında bir işbirliğine gitmelerini engelledi. CHP, Hürriyet Partisi ve Cumhuriyetçi Millet Partisi seçim işbirliği yapamadılar.

2017-2018 sürecinde Türkiye’de yaşanan sistem değişikliği, ülkedeki kutuplaşma siyasetini tırmandırsa da muhalefet partileri arasında seçim işbirliği yapma imkanı da yarattı. Cumhur ittifakı karşısında oluşturulan Millet ittifakı, uzun yıllar süren bir aradan sonra iktidar ile muhalefet arasında bir güç dengesi yaratabildi. İttifakın oluşumunda şüphesiz aslan payı CHP lideri Kılıçdaroğlu’na aittir. Nitekim kurulan ittifak, 2019 yerel seçimlerinde başta Ankara ve İstanbul olmak üzere birçok büyük şehrin kazanılmasını sağladı. Bu ittifakın benzer bir başarıyı, ama çok daha büyük bir başarıyı elde edip edemeyeceğini 2023’te hem cumhurbaşkanlığı ve hem de milletvekili seçimlerinde göreceğiz.

Aslında Osmanlı’dan günümüze yaklaşık 145 yıldır seçim yapıyoruz (1877’den beri). 1877 seçimlerinden 73 yıl sonra, ilk kez 1950’de seçimle iktidarı değiştirebildik. Bu, Cumhuriyetin kurucu kültürünün, Atatürk’ün demokrasi idealinin bir sonucu idi. Ancak burada İnönü faktörünü ve etkisini ihmal etmek haksızlık olacaktır. O tarihten günümüze kadar da 73 yıl geçti. Ancak aradan geçen 73 yılda seçimle iktidar değiştirmeyi gelenekleştiremedik, olağanlaştıramadık. Sıklıkla darbelerle karşılaşan demokratik hayatımız, iktidarların da geldikleri gibi gitmeyi kabul etmemeleriyle muzdarip oldu. 1950’den 73 yıl sonra iktidarı bir kere daha seçimle değiştirmeyi başarıp başaramayacağımızı bir 8-9 ay içerisinde öğreneceğiz.

İktidar cephesi aday noktasında sorunsuz. Adayları belli: Cumhurbaşkanı Erdoğan. Millet ittifakı açısından aday belirleme sorunu ortada. Adayın kim olacağı kadar, adayın hangi yöntemle belirleneceği meselesi ciddi bir sorun. Adayı altılı masanın belirleyeceğini biliyoruz. Ancak altılı masa adayı nasıl belirleyecek? 6 liderin her biri bir adayla mı masaya gelecek? Masada kararlar oybirliği ile mi alınacak? Oy çokluğu ile mi olacak? Eşitlik halinde ne olacak? Bir de her genel başkanın oyu eşit mi olacak? Malum partilerin oy yüzdeleri eşit değil. % 25 ya da % 15 oyu olan ile % 1-2 oyu olan eşit mi olacak? Anlaşmazlık halinde bir B planı var mı? Tek adaydan vazgeçip çoklu adayla seçime gitmeyi hiç konuştular mı? Masanın dağılma ihtimali var mı?

Kılıçdaroğlu’nun son çıkışları kendi adaylığını garantiye almaya yönelik olarak yorumlanabileceği gibi, partililerinden aday belirleme konusunda vekalet alma anlamına da gelebilir. CHP’nin masaya getireceği adaylar Kılıçdaroğlu, Yavaş ve İmamoğlu. Dördüncü bir isim olur mu? Sanmıyorum. Dördüncü bir isimle masaya gelmek sürpriz olacaktır. Yavaş ve İmamoğlu’nun masaya getirilmesini Akşener’in açıkça destekleyeceği tahmin edilebilir. Kılıçrdaoğlu’nun olası adaylığına nasıl bir tepki verecektir Akşener? Tahmin etmek kolay değil. Masaya ismin getirilmesi başka, bir ismin dayatılması başka elbete. Nitekim Akşener bunu ifade etti. Masanın “noter” olmadığını belirtti. Babacan ve Davutoğlu’nun masaya kendi adaylarıyla gelip gelmeyeceğini açıkçası merak ediyorum. DP lideri Uysal, sanırım en uyumlu genel başkan konumunda. Karamollaoğlu da Babacan ve Davutoğlu kadar sıkıntı yaratmayabilir.

Hiç şüphesiz yakın dönüm Türkiye tarihinde 6 liderin bir araya gelebilmesi ve bir demokrasi ittifakı yapabilmeleri, bunun aylardır bir masa etrafında toplanabilmeleri büyük bir başarıdır. Güçlendirilmiş parlamenter sistem vurgusu ve uzlaşması son derece önemli. Ancak son derece yetersiz. Devamı gelmeli. Cumhuriyet tarihinin en büyük ekonomik krizlerinden birini yaşıyoruz. Nitekim bu durum iktidarı da bir hayli zorluyor. Yakın tarihimiz ekonomik krizlerin iktidarları mutlaka götürdüğünü söylüyor. 1989-91 krizleri ANAP’a, 1994 krizi DYP-SHP’ye ve 2001 krizi DSP-MHP-ANAP’a kaybettirdi. Eğer muhalefet bloku kriz karşısında çözüm üretemez, seçmene umut olamazsa, tarihimizde ilk kez iktidar ekonomik krize karşı bile seçim kazanabilir.

Seçmen parlamenter demokrasinin yeniden inşası kadar işsizlik, ekonomik kriz, yolsuzluk, liyakatsizlik, yandaşların kollanması, göçmen sorunu gibi konularda muhalefetin farklı ve somut çözümler ortaya koyduğunu görmek isteyecektir. Gelecekteki güzel günler noktasında seçmen ikna olmazsa, Dimyata pirince gitmeyip evdeki bulgurla yetinebilir. Bu sosyal ve ekonomik sorunların çözülmeyip daha kaotik bir sürecin bizi beklediği düşüncesi seçmeni ürkütebilir.

Aday belirlemenin zorluğu ortada. Altılı masada adayda uzlaşamayıp tıkanırsa, tüm partililerin katıldığı bir ön seçimle adayını belirlemek ister mi acaba? Daha yakın zamanda İngiltere’de Muhafazakar Parti kademeli bir önseçimle adayları yarıştırarak başbakan seçti. Benzer bir şeyi altılı masadaki liderler tıkanma anında deneseler iyi bir demokrasi dersi olmaz mı? Düşünsenize 3 milyon civarında partili oy kullanarak cumhurbaşkanı belirliyor. Sanırım bize demokraside sınıf atlatacak bir deneyim olur.

Muhalefet cephesinde seçimi çantada keklik görmenin yanılgıya yol açabileceğini söylemek gerekir. Macaristan deneyimi bunu açık bir şekilde göstermektedir. 1908’de İttihatçılar iktidara geldiklerinde somut bir reçete ortaya koymamışlardı. Meşruti demokrasinin, hürriyeti ilan etmenin bütün sorunları çözeceğine inanıyorlardı. II. Abdülhamit gidecek bütün dertler bitecekti. Ancak hiç de öyle olmadığı kısa sürede anlaşıldı. Dolayısıyla Erdoğan’ın gitmesinin ve parlamenter demokrasinin bütün sorunları çözeceğini iyimser bir şekilde ummak yanıltıcı olabilir. Kara ya da pembe bir tablo çizmekten ziyade gerçekçi bir tablo ortaya konmalıdır.

Yorumlar (0)
banner13
banner14
banner15
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Fenerbahçe 13 29
2. Galatasaray 13 27
3. Adana Demirspor 13 24
4. Konyaspor 14 24
5. Başakşehir 13 24
6. Kayserispor 14 23
7. Trabzonspor 13 23
8. Beşiktaş 13 22
9. Alanyaspor 14 17
10. Gaziantep FK 13 16
11. Antalyaspor 12 16
12. Giresunspor 13 15
13. Kasımpaşa 13 15
14. Hatayspor 13 14
15. Karagümrük 13 13
16. Ankaragücü 13 13
17. Sivasspor 14 11
18. İstanbulspor 13 8
19. Ümraniye 13 7
Takımlar O P
1. Eyüpspor 16 37
2. Rizespor 14 25
3. Pendikspor 14 25
4. Keçiörengücü 14 25
5. Boluspor 14 25
6. Samsunspor 14 24
7. Manisa FK 14 23
8. Bodrumspor 14 22
9. Bandırmaspor 14 21
10. Sakaryaspor 15 19
11. Altay 14 18
12. Adanaspor 14 17
13. Göztepe 13 17
14. Tuzlaspor 15 16
15. Erzurumspor 14 14
16. Altınordu 14 12
17. Ö.K Yeni Malatya 15 11
18. Gençlerbirliği 14 7
19. Denizlispor 14 6
Takımlar O P
1. Arsenal 14 37
2. M.City 14 32
3. Newcastle 15 30
4. Tottenham 15 29
5. M. United 14 26
6. Liverpool 14 22
7. Brighton 14 21
8. Chelsea 14 21
9. Fulham 15 19
10. Brentford 15 19
11. Crystal Palace 14 19
12. Aston Villa 15 18
13. Leicester City 15 17
14. Bournemouth 15 16
15. Leeds United 14 15
16. West Ham United 15 14
17. Everton 15 14
18. Nottingham Forest 15 13
19. Southampton 15 12
20. Wolves 15 10
Takımlar O P
1. Barcelona 14 37
2. Real Madrid 14 35
3. Real Sociedad 14 26
4. Athletic Bilbao 14 24
5. Atletico Madrid 14 24
6. Real Betis 14 24
7. Osasuna 14 23
8. Rayo Vallecano 14 22
9. Villarreal 14 21
10. Valencia 14 19
11. Mallorca 14 19
12. Real Valladolid 14 17
13. Girona 14 16
14. Almeria 14 16
15. Getafe 14 14
16. Espanyol 14 12
17. Celta Vigo 14 12
18. Sevilla 14 11
19. Cadiz 14 11
20. Elche 14 4