‘Yazarlık mı yoksa, ressamlık mı, hangisi sanattır; hangisine  sanatçı denir?’’  sorusuna ince göndermeler yapan, altı çizilecek cümlelerle dolu olan etkileyici bir filmin adı….

Karizmatik yazar Jack ile albenili ve saygın ressam Dina, bir okulda öğretmen olarak çalışıyorlar.  "Bir tablo, bin söze bededir" konulu,  tüm okulu etkisi altına alan bir rekabete girişirler. Edebiyat ve Resim Bölümü öğrencileri araştırma ve çalışma  sonunda,  münazara yapacaklardır. 

 

Beni en çok çeken,  DİL konusunda benim bakış açımı biraz daha genişleten ve farklı görmemi sağlayan  bazı saydamlıklar oldu. Türkçe’mizin düzgün kullanılması için seferber olmuş bir kişi olarak meğerse biraz daha tutucuymuşum. Kendi ipimi fazla sıkı tutmuşum. Bu ipi gevşetmeye ve dilimizin korunması konusuna,  filmdeki öğretmenin gözlüğüyle bakmaya, en azından dikkate almaya karar verdim. 

 

Filmde  Edebiyat Öğretmeni öğrencilerini şöyle yüreklendirdi:

"Dil de canlıdır, yaşar.  Büyüyüp gelişmelidir. Eskiyenler kaybolmalı, yerini yenileri almalıdır. Çağa uygun yeni kelimler gerekir.  Ödev olarak siz kendiniz de kelimeler türetin.  Ahenkli olsun, kullanışlı ve mantıklı olsun. Önce kendi aranızda sonra da çevrenizde, daha sonra da ülkenizde yayılabilir.  Kimbilir belki de tüm dünyada o kelimeniz,  kullanılacak yer bulur kendisine…"

Ben öğretmen olsam böyle bir ödev vermezdim. Şimdi düşünüyorum. Neden olmasın ?