27 Mayıs 1960 askeri darbesi ve Yassıada yargılamaları denildiğinde ilk akla gelenler Adnan Menderes ve Demokrat Parti’nin (DP) erkek üyeleridir. Oysaki pek isimleri zikredilmese de Yassıada yargılamalarında kadın milletvekilleri de çok çile çektiler, mağduriyet yaşadılar. TBMM’de XI. Dönemde toplamda sekiz kadın milletvekili bulunmaktaydı, vekillerden yedisi Demokrat Parti’ye (DP) mensuptu. Üçü ise Ege Bölgesi’nden seçilmiş milletvekilleriydi. Bu yazı ile Yassıada Mahkeme Kararlarının verilişinin 62’nci yılında Ege Bölgesi’ne hizmetlerde bulunmuş DP kadın milletvekillerinin Yassıada hatıralarına değinerek o dönem çekilen sıkıntılardan bir kesit sunacağız.detail-photo-fancybox-0Tutuklu kadın milletvekilleri yemek salonunda. Kaynak: Yüksek Adalet Divanı Kararları

Tarihler 27 Mayıs 1960’ı gösterdiğinde ülkedeki ekonomik ve siyasi krizin seçimle çözümlenmeyeceğini düşünen bir grup subay emir-komuta zinciri olmaksızın Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk askeri darbesini gerçekleştirdi. Darbeyi gerçekleştirenler müdahalenin hiçbir zümre ve siyasi partiyi hedef almadığını ifade etmekle beraber süreçte Cumhurbaşkanı ve Başbakan başta olmak üzere DP’li milletvekilleri ile DP’ye mensup kişilerin tutuklanması, siyasi parti olarak sadece DP’nin kapatılması (29 Eylül 1960 mahkeme kararı) müdahalenin tarafsız olmadığını kısa sürede gösterdi. Kendilerine Milli Birlik Komitesi (MBK) olarak isimlendiren askeri cunta kısa sürede darbenin hukuki meşruiyeti için çalışmalar başlattı. Anayasa hukukçusu profesörlerden oluşan bir “İlim Heyeti” oluşturuldu. 1924 Anayasa’sı askıya alındı. Hazırlanan “Geçici Anayasa” ile kanunların geriye işlemezliği ortadan kaldırılarak özel yetkili bir mahkeme olan “Yassıada Mahkemesinde” DP milletvekillerini yargılamanın önü açıldı. “Yüksek Soruşturma Kurulu” ve “Yüksek Adalet Divanı” oluşturularak Yassıada’da 14 Ekim 1960’ta duruşmalara başlandı. Karar ise 15 Eylül 1961’de verildi. 

Yassıada’da 392 DP milletvekili yargılanmaktaydı. İçlerinde sadece 7’si kadın idi. Kadın milletvekilleri arasında Ege bölgesinden seçilmiş üç önemli isim de bulunmaktaydı. İlki Türkiye’nin ilk kadın avukatlarından birisi olan DP İzmir Milletvekili Perihan Arıburun, hukuk fakültesini bitirdikten sonra bizzat Atatürk tarafından İngiltere’ye gönderilmişti. İkinci isim Türkiye’nin ilk kadın jeoloji doçenti olan DP İzmir Milletvekili Nuriye Pınar idi. Üçüncü ve son isim ise Aydın’ın ilk kadın milletvekili olan DP Aydın Milletvekili Eczacı Piraye Leventti. Bu isimler 300’ü aşkın erkek milletvekili ile aynı zorlukları, adanın zor iklim şartlarının yanı sıra sert ada yönetiminin hukuk dışı tavrına da maruz kalmışlardır.

detail-photo-fancybox-1

Perihan Arıburun Yassıada’da sözlü savunma esnasında. Kaynak Twitter.

detail-photo-fancybox-2Piraye Levent Meclis Kürsüsünde. Kaynak: Yeni Asır.

detail-photo-fancybox-3DP İzmir Milletvekili Nuriye Pınar. Kaynak: Jeoloji Mühendisleri Odası.

Ada kumandanı Tarık Güryay Yassıada’ya tutuklular sevk edilmeden önce tüm koğuşlara dinleme cihazı yerleştirmişti. Güryay, hatıralarında Nuriye Pınar ve Nazlı Tılabarın (DP İstanbul milletvekili) sürekli konuştuklarını fakat Perihan Arıburun’un sesinin gelmemesinden endişe duyup Nuriye Hanım’ı yanına çağırarak hasta olup olmadığını sorduğunu aktarır. Adada mahrem hiçbir durum olmamalıydı. Mahkumların yakınlarıyla mektuplaşması 50 kelime ile sınırlandırıldığı gibi özel mektupları dahi ada yönetimince önceden okunmaktaydı. Mektupların üzerine “görüldü” ibaresi de yer alıyordu. Yassıada’da yaşam şüphesiz tüm DP milletvekilleri için oldukça zordu. Perihan Arıburun Yassıada günlerinde yaşadıklarını Demirkırat Belgeselinde kendisiyle yapılan röportajda anlatmak imkânına sahip olmuştur. Yassıada Kumandanı Tarık Güryay ile yaşadığı bir diyalog Perihan Arıburun için Yassıada’nın unutulmazlarından biri olarak hafızasına kazınmıştır. Ada Kumandanı Güryay Arıburun’u sorgusundan sonra odasına çağırmıştır. Arıburun’un, Güryay’a CHP’li olup olmadığını sorması üzerine Güryay hiddetlenerek Perihan Arıburun’a doğru yönelmiştir. Arıburun olayı şu şekilde anlatmaktadır: “Biz ayakta duruyoruz. Kendisi oturuyor. Ben de siz Halk Partili misiniz? Dedim. Güryay birdenbire hiddetlendi ve çık dışarı diye bağırdı. Ben de kendimi hemen dışarı attım. Baktım arkamdan geliyor ve benim omzuma dokunmak için el uzatıyor. Geriye dönüp Yarbay dokunma bana dedim. Yine elini uzattı. Yarbay çek vur beni dedim. O zaman korktu. Gözlerinin içinde bir korku. Ardından benimle gelen tüfeği omzundaki Mehmetçiğe döndüm. Sen vur beni dedim. Mehmetçik de aman anne gidelim dedi.” Arıburun bu olayı hiç unutmamış, yıllar sonra bile yakın çevresine anlatmıştır. detail-photo-fancybox-4Yassıada’da Nuriye Pınar tarafından Yüksek Adalet Divanı Başkanlığı’na gönderdiği mektup. Kaynak: Cumhurbaşkanlığı Devlet Arşivi.

Nuriye Pınar Yassıada’ya götürüldükten kısa bir süre sonra adanın rutubetli havasına dayanamamış ve romatizma olmuştur. Sık sık ağrılarının şiddetinden mustarip olan Pınar, doktorlar tarafından muayene edilmiştir. Ağrılarının şiddetlendiği dönemde bu durumdan diğer tutuklu vekiller de haberdar olmuştur. Piraye Levent çocuklarına Yassıada’dan gönderdiği mektubunda “…bizler mertçe ne olursa olsun hakkımızdan emin olarak daima metin olacağız” diyordu. Duruşma salonunda konuşmak, sanıklara dikkatle bakmak, el kol hareketinde bulunmak yasaktı. Yassıada’ya gidebilmek için askeri yönetimden izin almak gerekliydi. Duruşmalar her gün radyoda “Yassıada Saati” programıyla Türkiye’ye naklen duyurulmaktaydı. Yaklaşık 11 ay boyunca Yüksek Adalet Divanı Başkanı Salim Başol’un sesinden “…Sanıklar getirildiler. Bağlı bulunmadan yerlerini aldılar. Müdafiler hazır” şeklindeki açılış konuşmasını duydular.

Yassıada mahkemesinde Anayasayı İhlal Davası kapsamında yargılanan her biri 2 ila 5 yıl arasında hapis cezasına çarptırılan Ege bölgesi milletvekilleri aydın, mücadeleci, Atatürk İlkelerine bağlı, güçlü Türk kadınlarıydı. Mahkeme sürecinde vekillik sürecinde haksız mal edinip edinmediklerine dair Haksız İktisap Davalarında da yargılanan bu isimler süreçte ekonomik sıkıntı da çekmek durumunda kaldılar. Üstelik sadece kendileri değil aileleriyle birlikte.  Piraye Levent’in kızı yatılı okulda okuduğunu fakat mal varlıklarına ihtiyati tedbir kararı konulunca yurt parasını ödemekte sıkıntı çektiklerini ve teyzesinin yanında kalarak eğitim hayatına devam ettiğini aktarıyordu.

Yaşananlardan dolayı küskünlük, kırgınlık barındırmayan Cumhuriyet kadınları af ile serbest bırakıldıktan sonra memlekete hizmet etmeye devam ettiler. Piraye Levent, serbest kaldıktan sonra Aydın’a dönerek eczacılık mesleğini sürdürdü. 20 Nisan 1992’de, 77 yaşında vefat etti. Perihan Arıburun 1975 yılında aktif siyasete Adalet Partisi’ne katılarak döndü, 9 Ocak 2001’de vefat etmiştir. Nuriye Pınar ise akademi hayatına geri dönerek 1983 yılında emekli oldu. 92 yaşında geçirdiği beyin kanaması nedeniyle 29 Eylül 2006 tarihinde hayata gözlerini yumdu.

[1] Doç. Dr., [email protected] Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi, Tarih.

Kaynaklar

https://www.sesgazetesi.com.tr/haber/4821805/menderes-ile-birlikte-yargilanan-aydinin-ilk-kadin-vekili-piraye-leventin-mektuplari-ortaya-cikti

https://www.milliyet.com.tr/yazarlar/tunca-bengin/yassiadada-kadin-vekiller-cok-cekti-6515576

https://www.indyturk.com/node/187666/türkiyeden-sesler/geride-kalanlar…-yassıada-ve-kayseri-cezaevi’nden-anılar-izlenimler-ve

https://www.sesgazetesi.com.tr/haber/4825928/aydinin-ilk-kadin-vekili-leventi-kizi-anlatti-annem-cilekes-bir-demokratti

TUNA, Işıl, Yassıada’da Yargılanan Demokrat Parti Kadın Milletvekilleri, Libra Kitap, İstanbul 2019.