Daha nice felaketler, su baskınları, depremler yaşarız.
Pay hepimizindir.

* Dere yatağına inşaat yapılmaz.
Buraları imara açan, talep eden, izin veren, bile bile buradan ev alan “bize bi şey olmaz” diyen herkes suçludur.

* Ağaç kesilmez. Çok zorunlu hallerde, ağaç özel metotlarla köküyle alınır, başka yere taşınır.

* Ormanlar ne pahasına olursa olsun korunur. Orman arazilerini imara açmanın bedeli her zaman ağırdır. Seller, su baskınları, buna bağlı olarak yapılardaki temel çürümeleri kaçınılmaz olacaktır.

* Denize çok yakın mesafeye inşaat yapmak teklikelidir.

* Sulak ve balçık toprağa inşaat yapılmaz. Zeminden su çıkması halinde inşaatın, tedbiren
kazıklı temellerle yapılması gerekir.
Bu ise çok daha maliyetli bir iş olduğundan tüm, müteahhitler bundan kaçınır.
Bu taktirde buradaki yapılar her zaman risk taşıyacaktır.

*Bir inşaatta en çok para harcanması gereken kalem ALT YAPI'dır.
Ne var ki, adı üzerinde, üzeri kapanan, kapatılan ve görünmeyen bir işlemdir.

Bu nedenle, ülkede bu kaleme genellikle en az para ayrılır.
En çok da göz boyayan ince işlere; yapının süsüne püsüne, taşına, boyasına yatırım yapılır.

Alan da sorgulamaz. Bilen de aldırmaz.

ALBENİ, birincil öncelik olduğu sürece, doğa da işte böyle,
ALIR GÖTÜRÜR.