İran: Iraklaşma ve Suriyeleşme olasılığı var mı?

12 yıl kadar önce Cumhuriyet gazetesinin Strateji ekinde ABD’nin Irak’ın ardından İran’ı da hedefine aldığını belirten, İran’ın etnik ve dinsel yapısıyla ilgili bir makale yazmıştım. O makale şöyle başlıyordu:

GÜNCEL 04.01.2018, 07:06 04.01.2018, 07:06
İran: Iraklaşma ve Suriyeleşme olasılığı var mı?

“1990'lı yıllardan beri gündemde olan Küreselleşme sürecinin ve Batılı devletlerin emperyalist politikalarının etkisiyle, Batı dışı toplumlarda etnik kimliklere ilişkin sorunların daha yoğun olarak ortaya çıktığı görülüyor. Batı (özellikle ABD ve İngiltere), etnik kimliklerin çatışmasını tetikleyerek ve bunu kullanarak; teröristlerle savaş, kitle imha silahlarının yayılmasını önleme ve diktatörlere karşı demokrasi getirmek gibi bahanelerle müdahalelerde bulunuyor. Bunun ilk örneği Irak'ta verildi ve İran'da devam edecek gibi görünüyor. Bugün gelinen noktada, Irak'taki etnik farklılıklar o kadar ön plana çıkarıldı ve o kadar etnik düşmanlıklar kışkırtıldı ki, artık bu kimliklerin bir arada yaşaması mümkün görülmüyor. Ulusal kimliklerin gelişmemiş olması, etnik kimliklerin kışkırtılarak devletlerin parçalanmasını kolaylaştırıyor. Oluşmamış ulusal kimliklere dayanan devletlerin etnik kışkırtmalarla kolayca ufalanması, parçalanması; bu topraklarda emperyalist emeller besleyen ülkelerin kendi ayakları üzerinde duramayan küçük etnik devletçikler yaratmaları ihtimalini gündeme getiriyor. Irak'ta işlediği görülen bu tezgâh, acaba İran'da da işleyecek mi?

 

İran, köklü tarihi, eski uygarlıklara kaynaklık edişi ve devlet geleneği itibarıyla Irak'tan çok farklı olmakla beraber; bugün, demokratik olmayan bir rejimle yönetilmektedir ve birleştirici üst kimliği Şiilik olan bir ülkedir. Şiiliğin birleştiriciliğine rağmen, pek çok etnik kimlik bulunuyor ve bunlar varlığını sürdürüyor”.

 

Makalede ayrıca İran’ın etnik yapısıyla ilgili olarak da şu değerlendirmeyi yapmıştım:

 

Nüfusu Türkiye kadar, topraklarının genişliği ise Türkiye'nin iki katı kadar olan İran'ın nüfusunun yüzde 51'nin Acem, yüzde 49'unun diğer etnik gruplardan oluştuğu CIA'nın hazırladığı bir raporda belirtiliyor. Mısır'da yayınlanan el Watan el-Arabi Dergisi, 25 Kasım 2005 tarihli sayısında bu rapordan yararlanarak İran'ın 28 eyaletinin etnik yapısı veriliyor:

 

Fars yüzde 51, 

Azeriler (çoğunluğu Doğu ve Batı Azerbaycan eyaletlerinde) yüzde 24,

Jilaki ve Mazenderiler yüzde 8,

Kürtler yüzde 7,

Araplar yüzde 3,

Lorlar yüzde 2,

Bloşlar yüzde 2,

Türkmenler yüzde 2,

Diğerleri yüzde 1.

 

İran'da bulunan dinsel ve mezhepsel yapı:

Şii Müslümanlar yüzde 89,

Sünni Müslümanlar yüzde 9,

Zerdüşt, Yahudi, Hıristiyan ve Bahailer yüzde 2

 

İran'da konuşulan diller:

Farsça konuşanlar yüzde 58,

Türkçe konuşanlar yüzde 26,

Kürtçe konuşanlar yüzde 9,

Lorca konuşanlar yüzde 2,

Bloşca konuşanlar yüzde 1,

Arapça konuşanlar yüzde 1,

Diğer dilleri konuşanlar yüzde 3.

 

İran üzerine o tarihlerde bir makale kaleme alan Ergin Yıldızoğlu, İran’ın Iraklaştırılması tehlikesine dikkat çekmişti. İran, o tarihten bu tarihe hâlâ Batı’nın gündeminde yer alan bir ülke… Hele ABD’nin Irak’ı işgalinin ardından -domino etkisi yaratacak bir şekilde- İran’ın Ortadoğu’da ağırlığı ciddi bir şekilde arttı. Suriye’de yaşanan iç savaş, Irak’ın ardından Suriye’de de İran’ın etkisini arttırdı ve tabii küresel bir gücün de İran’ın partneri olarak bölgede güç gösterdiğini unutmamak gerekir: Rusya… Rusya gibi ABD de kara gücüyle değil ama hava gücüyle bölgede etkinler. Her iki ülkenin kara gücü olarak destekledikleriyle birlikte değerlendirilmesi gerekir: ABD’nin kara gücü PKK/PYD… Rusya’nın kara gücü ise İran’ın milisleri ve Esad rejiminin ordusu… İran’ın eskiden bölgede gücü çok azdı. Lübnan’daki Hizbullah’tan ibaretti. Oysa artık bu mütevazi durumun ötesinde İran, bölgede boy göstermeye başladı son yıllarda. Üstelik bu boy gösterme –İran’ın mezhepsel olarak da rakibi olan-Suudi Arabistan’ın hemen dibinde, Yemen’de de ortaya çıktı. 

 

İşte bu ortamda ABD’de iktidara Cumhuriyetçi Trump geldi. Trump iktidara geldi ama ülke içerisinde eli hiç de rahat değil. Ciddi baskı altında. Geleneksel saldırgan Cumhuriyetçi politikalara yönelerek elini rahatlatma derdinde. Nitekim Kudüs’ün başkent olarak ilan edilmesini bu bağlamda değerlendirmek gerekir. 

 

Ortadoğu’da halkının çoğunluğu Müslüman olan iki buçuk köklü devlet olduğunu söylemek gerekir. Biri Türkiye’dir. Diğeri ise İran. Her iki devlet de köklü tarihiyle, imparatorluk geçmişiyle kadim uygarlıkları temsil etmektedir. Buçuk ise Mısır’dır. Bu devletlerin dışındaki devletler, kağıttan kaplan gibidir. Köklü tarihleri yoktur. Tek adam rejimlerine sahiptir, modern olmayan toplumsal yapılarıyla ve totaliter rejimleriyle kırılgan bir yapıya sahiptirler. Dolayısıyla dış müdahaleye, yani emperyalist baskıya açıktırlar. Irak, Libya gibi ülkelerin yönetimlerinin nasıl devrildiğini, ülkelerin nasıl iç savaşa sürüklendiğini ve parçalanma sürecine girdiğini unutmamak gerekir. Suriye burada ayrıksı bir özellik göstermektedir. Irak’tan farklı olarak daha köklü bir rejim yapısına sahip olduğu ve rejimin daha geniş kitlelere dayandığı anlaşılmaktadır. Ayrıca mevcut yönetime Rusya ve İran desteği de unutulmamalıdır. 

 

İran’da son günlerde yaşanan toplumsal olaylar İran’ın düşmanlarının heveslerini arttırmışa benzemektedir: ABD, Suudi Arabistan ve İsrail… Ancak İran, bu hevesleri boşa çıkaracak bir görüntü arz etmektedir. Yaşanan olayların ekonomik sorunlardan, hayat pahalılığından, genç işsizliğinden ve bir takım özgürlük taleplerinden kaynaklandığı anlaşılmaktadır. İran Cumhurbaşkanı Ruhani, önceki cumhurbaşkanlarından Hatemi’nin söylemlerine benzer bir şekilde olayları yorumlamakta ve ılımlı bir tavır sergilemektedir. Dinsel otorite, dış güçlere dikkat çekse de İran’da aklıselimin galip geleceğini tahmin etmek şaşırtıcı olmayacaktır. Aksi bir durum sürpriz olarak nitelenebilir. Gerçi 2009 seçimlerinin ardından yapılan yolsuzluklara da İran’da tepki gösterilmiş ve bir takım olaylar meydana gelmişti. Olayların bastırılması aylar sürmüştü. 

 

20. yüzyılda İran tarihinin üç önemli dönüm noktası olduğu söylenebilir. Biri 1906 Meşrutiyetin ilanıdır. İkincisi Başbakan Musaddık’ın 1953’te ABD ve İngiltere eliyle devrilmesidir. Her iki ülkenin içerideki işbirlikçisi Şah’tı. Musaddık’ın kabahati (!) ise petrolü millileştirmekti. ABD ve İngiltere, bunun bedelini Musaddık’a ödetti. Musaddık dış destekli darbeyle devrilmeseydi belki İran bugün, Türkiye ile birlikte Ortadoğu’nun en demokratik ülkelerinden biri olabilirdi. Ancak süreç, Şah iktidarının yerini İran İslam Devrimi’nin almasıyla bambaşka bir yönde ilerledi. Dolayısıyla İran halkının yaşadığı acı deneyimler, tarihsel miras ve köklü devlet geleneği, kentli toplumsal yapı İran’ın Iraklaşmayacağını bize gösteriyor. Bununla birlikte bölgesel olarak yaşanan gelişmelerin, dış müdahalelerin önemini ıskalamamak gerekir. Burada Türkiye’ye büyük görev düşmektedir. Saddam’ı devirmek, bir koyup üç almak adına Özal’ın yaptığı hatayı tekrarlamamak bir zorunluluktur. Benzer şekilde 2012 sonrasında Esad’dan kurtulmak adına yapılanlar da aynı hatanın devamı niteliğindedir. Türkiye bu iki hatadan ders çıkararak, bölgedeki köklü devlet geleneğine sahip diğer ülkeye dış müdahaleye alet olmamalı, bu ülkenin iç işlerine karışmamalıdır. İran’a yapılacak bir müdahaleden sonra sıranın Türkiye’ye geleceğini tahmin etmek zor olmasa gerektir. Böyle bir müdahaleye izin vermemek ve beka sorununu çözmek adına İran’ın toplumsal ve demokratik sorunlarını çözmesi gerektiği gibi, Türkiye’nin de buradan çıkaracağı çok dersler olduğu unutulmamalıdır. Her iki ülke arasındaki “tatlı” rekabet sürmeli, ama medeniyet içi çatışmaya da izin verilmemelidir.    

 

Kaynak:

Hakkı Uyar, “Irak örneği doğrultusunda, etnik ve dinsel yapısıyla. ABD'nin hedefindeki İran”, Cumhuriyet Strateji, 8 Mayıs 2006. 

Yorumlar (0)
banner13
banner14
1
açık
banner15
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Trabzonspor 23 54
2. Konyaspor 22 45
3. Alanyaspor 23 38
4. Adana Demirspor 23 37
5. Fenerbahçe 23 37
6. Beşiktaş 23 36
7. Hatayspor 23 36
8. Başakşehir 22 34
9. Gaziantep FK 22 32
10. Sivasspor 23 31
11. Kayserispor 23 31
12. Karagümrük 23 30
13. Kasımpaşa 23 27
14. Göztepe 23 27
15. Galatasaray 23 27
16. Giresunspor 23 26
17. Antalyaspor 23 24
18. Rizespor 23 22
19. Altay 23 18
20. Ö.K Yeni Malatya 22 16
Takımlar O P
1. Ümraniye 21 45
2. Ankaragücü 21 45
3. Erzurumspor 21 38
4. Bandırmaspor 21 36
5. İstanbulspor 21 36
6. Eyüpspor 20 36
7. Samsunspor 20 33
8. Adanaspor 21 32
9. Manisa Futbol Kulübü 21 28
10. Tuzlaspor 20 27
11. Keçiörengücü 21 26
12. Gençlerbirliği 21 26
13. Boluspor 19 24
14. Kocaelispor 21 24
15. Menemen Belediyespor 21 23
16. Altınordu 21 22
17. Bursaspor 20 20
18. Denizlispor 21 19
19. Balıkesirspor 20 8
Takımlar O P
1. Manchester City 23 57
2. Liverpool 22 48
3. Chelsea 24 47
4. M. United 22 38
5. West Ham United 23 37
6. Arsenal 21 36
7. Tottenham 20 36
8. Wolverhampton Wanderers 21 34
9. Brighton 22 30
10. Leicester City 20 26
11. Aston Villa 21 26
12. Southampton 22 25
13. Crystal Palace 22 24
14. Brentford 23 23
15. Leeds United 21 22
16. Everton 20 19
17. Norwich City 22 16
18. Newcastle 21 15
19. Watford 20 14
20. Burnley 18 12
Takımlar O P
1. Real Madrid 22 50
2. Sevilla 22 46
3. Real Betis 22 40
4. Atletico Madrid 21 36
5. Barcelona 21 35
6. Real Sociedad 21 34
7. Villarreal 22 32
8. Rayo Vallecano 21 31
9. Athletic Bilbao 22 31
10. Valencia 22 29
11. Osasuna 22 28
12. Celta Vigo 22 27
13. Espanyol 22 27
14. Granada 22 24
15. Elche 22 23
16. Getafe 22 22
17. Mallorca 21 20
18. Cadiz 22 18
19. Deportivo Alaves 22 17
20. Levante 21 11