Bazı konular gündeme düşüp toplumu etkiler özellikler taşıdığında, daha önce yazdığım yazıların benzer ya da yakın olanlarını tekrarlayabiliyorum.
Vicdan konusu da şu sıralar konuşulması gerek bir konu durumunda.
Vicdan: ''Kişiyi kendi davranışları hakkında bir yargıda bulunmaya iten, kişinin kendi ahlak değerleri üzerine dolaysız ve kendiliğinden yargılama yapmasını sağlayan güç'' demektir.
Kanuna dayalı adalet mahkemelerinden daha önemli bir mahkeme vardır.
O da ''İnsanın Kendi Vicdanıdır.'
Yaşamdaki en büyük fenalıklardan biri yapılan vicdansızlıklardan utanç duymamaktır.
Bazen öyle vicdan yoksunu insan görüyorsunuz ki, siz insanlığınızdan utanıyor ve yaptığınız sorgulamaların sonunu getiremiyorsunuz.
Yüreğinde vicdanı olan ve bunu taşıyan kişi aklıyla iyiyi ve doğruyu bulandır.
Gerçekler bir gün o kişiler için ortaya çıkar.
İyiler ve vicdanlılar umut dağlarını yeniden keşfeder er ya da geç.
Doğru bildikleri yolda yürüyen, vicdanlarını alınlarında bir çelenk gibi taşıyan insanlar bugün o kadar az ki...
Aslında sağlam, dayanıklı ve güçlü bir çınar ağacı gibi olan bunların sayısı azaldığı için toplumlar bozuluyor ve yeri geliyor çöküyor.
Küçük bir ışık bile olmadığı halde güneşmiş gibi (!) ortalıkta dolaşmaya kalkanlara, dün söylediğini bugün söylemeyenlere ya da tam aksini söyleyenlere ne demeli?
Kişiliksiz ve vicdansız insanlar bunlar.
Tarihte Romalıların saldırılarından bıktıkları ''Kartacalılar'' için; ''Kartacalılar Mağlup Edilmelidir '' dedikleri gibi;
toplumda olmaması gereken vicdansızlar da yeri geldiğinde mağlup edilmelidir.
Unutulmasın...
Bütün akarsular eninde sonunda erişilmesi güç de olsa engin denizlere ulaşır...